Verimliliği yüksek insanlar sizden daha disiplinli değil; sadece daha iyi varsayılanlara sahipler. Gün boyunca ne yapacaklarını yeniden düşünmek zorunda kalmazlar, çünkü kararı bir kez verip alışkanlığa dönüştürmüşlerdir. Aşağıdaki on alışkanlık da bu mantıkla seçildi: her biri küçük, her biri bugün başlanabilir ve her birinin arkasında ölçülebilir bir gerekçe var.
Neden alışkanlıklar iradeden güçlüdür
İrade sınırlı bir kaynaktır. Karar yorgunluğu üzerine yapılan çalışmalar bunu tekrar tekrar gösteriyor: hâkimler şartlı tahliyeyi öğle yemeğinden önce daha sık onaylıyor, doktorlar vardiyanın sonuna doğru gereksiz reçeteyi daha kolay yazıyor, siz sabah dokuzda görmezden geldiğiniz kurabiyeyi akşam dokuzda yiyorsunuz. Her karar depodan biraz su alır ve akşama doğru depo boşalır.
Alışkanlıklar bu depoya hiç dokunmaz. Gerçekten yerleşmiş bir davranış neredeyse hiç bilişsel enerji harcamaz; onu dişlerinizi fırçaladığınız gibi, kendinizle pazarlık etmeden yaparsınız. Tanıdığınız üretken insanlar iradeleriyle boğuşmuyor; doğru seçimi en kolay seçim hâline getiren bir düzen kurmuşlar.
Aşağıdaki on alışkanlığın hepsine birden ihtiyacınız yok. İki ya da üç tanesini seçip düzgün yerleştirmek, on tanesini aynı ay içinde denemekten çok daha fazla iş görür.
1. Yarını akşamdan planlayın
İş gününün sonunda beş dakika ayırın, yarının en önemli üç işini yazın ve bilgisayarı kapatın.
Listedeki en yüksek getirili alışkanlık bu. Sabahki karar vergisini ortadan kaldırır, gündemi e-postanın ve mesajlaşma uygulamalarının belirlemesini engeller, üstelik zihniniz gece boyunca doğru problem üzerinde çalışmaya devam eder. Akşamdan plan yapanlar işe ortalama yarım saat daha erken başladıklarını söylüyor; daha erken kalktıkları için değil, ilk saati ne yapacaklarını bulmakla harcamadıkları için.
Planı kısa tutun. Üç iş, on iki değil. Biçim önemli değil, ritüelin her akşam tekrarlanması önemli.
2. Kurbağayı yutun: en zor işle başlayın
Kurbağayı yutmak, en çok kaçındığınız işi sabah ilk iş olarak yapmak demek. E-postadan önce. Toplantılardan önce. Gün sürtünmeyle dolmadan önce.
Nedeni fizyolojik: uyandıktan sonraki iki üç saatte zihin en dinç hâlindedir. Zor işler bu dinçliğe ihtiyaç duyar, toplantılar ve yazışmalar duymaz. Saat ikiye geldiğinizde zirve saatleriniz çoktan bitmiştir; zor işin o gün yapılma ihtimali de öyle.
Pratik hâli: kurbağayı bir önceki akşam belirleyin. İşe oturduğunuzda yalnızca o işin dosyasını açın, başka hiçbir şeyi değil. E-postaya hızlıca bakmak diye bir şey yoktur; kurbağalar orada boğulur.
3. Tek işe odaklanın
Çoklu görev bir kostümden ibaret. Beyin görüntüleme çalışmaları, çoklu görev dediğimiz şeyin aslında hızlı görev değiştirme olduğunu ve her geçişin ölçülebilir bir bedeli olduğunu gösteriyor; yoğun geçiş yapılan işlerde bu bedel toplam üretken zamanın yüzde kırkına kadar çıkabiliyor.
Tek işe odaklanmak, bir işi bitene ya da belirlenmiş blok sona erene kadar sürdürmek demek. Tek sekme, tek belge, tek konuşma. Telefon başka bir odada.
Zor olan kısım odaklanmanın kendisi değil, kontrol etme dürtüsü. Bu dürtüye her direnişinizde yalnızca o işi korumuş olmuyorsunuz, geçiş alışkanlığını da zayıflatıyorsunuz. İki hafta sonra dürtü belirgin biçimde sakinleşir. Çoğu insan ikinci haftayı göremez, çünkü ilk günü aşamaz.
4. Zamanı bloklayın
Zaman bloklama, işleri ucu açık bir listeden değil, takvimdeki belirli aralıklardan yürütmek demek.
Yapılacaklar listesi ne yapmalıyım sorusuna cevap verir, ne zaman sorusuna asla. Bloklanmış bir takvim ikisini birden cevaplar. Liste iyimser bir kurgudur, sonsuz zaman varmış gibi davranır; takvim dürüsttür, yirmi dört saati vardır ve toplantılar bu saatleri yer.
Basit hâli: günün başında ya da bir önceki akşam, üç öncelikli işi altmış ile yüz yirmi dakikalık bloklara yerleştirin. Blokları toplantı gibi savunun. Duyduğunuz zaman yönetimi tekniklerinin çoğu, örneğin günleri temalara ayırmak, benzer işleri toplu yapmak ve derin çalışma blokları, aslında zaman bloklamanın türevleridir.
5. Gelen kutusunu boşaltın
Boş gelen kutusu fikri genelde yanlış anlaşılır. Amaç her an sıfır mesaj değil; gelen kutusunun yapılacaklar listesi olmaktan çıkmasıdır.
Alışkanlık şu: günde iki kez, örneğin on birde ve dörtte, gelen kutusu boşalana kadar e-postaları işleyin. Her mesaj için altmış saniyeden kısa sürede karar verin: sil, arşivle, iki dakikadan kısaysa hemen yanıtla ya da göreve dönüştür. Sonra gelen kutusunu kapatın.
Mesele sıfır mesaj değil, sıfır işlenmemiş mesaj. E-posta yaşadığınız yer olmaktan çıkıp ziyaret ettiğiniz bir yere dönüşür. Verimlilik gelen kutusunun kelimenin tam anlamıyla boş olmasını gerektirmez, ama gününüzü yönetmeyi bırakmasını gerektirir.
6. Günü kapatma ritüeli
Kapanış ritüeli, bir iş gününü kapatıp ertesi günün temiz başlamasını sağlayan beş on dakikalık bir rutindir. Genelde şunları içerir: bitirdiklerinizi gözden geçirmek, açık kalan her şeyi bir yere not etmek, yarının üç önceliğini yazmak ve içinizden ya da sesli olarak günün bittiğini söylemek.
Ritüel kulağa fazla basit geliyor, araştırma öyle değil. İşten kopma üzerine yapılan çalışmalar, belirgin bir geçiş ritüeli olan insanların akşamları işi daha az düşündüğünü, daha iyi uyuduğunu ve ertesi gün daha enerjik olduğunu gösteriyor. Zihin bu sinyali bırakma izni olarak yorumlar; sinyal yoksa iş, üretken olamayacak kadar geç ama dinlendirici de olamayacak kadar dolu saatlere sızar.
En önemlisi, diğer alışkanlıkları sürdürülebilir kılan şey bu ritüeldir. O olmadan verimlilik alışkanlıkları çıktı değil tükenmişlik üretir.
7. İki dakika kuralı
Bu kuralın iki sürümü var ve ikisi de işinize yarar.
David Allen’ın sürümü: bir iş iki dakikadan kısa sürüyorsa, listeye yazmak yerine hemen yapın. Yazmanın, sonra okumanın ve yeniden bağlam kurmanın maliyeti işin kendisinden yüksektir.
James Clear’ın sürümü: bir alışkanlığa başlarken onu iki dakikaya sığacak kadar küçültün. Daha çok kitap okumak bir sayfa okumaya, her gün spor yapmak ayakkabıları giymeye dönüşür. İki dakikalık sürüm, etrafında direnç oluşamayacak kadar küçüktür ve süreklilik ivmeyi kendiliğinden getirir.
İkisi de aynı ilkeye dayanır: başlamanın maliyeti neredeyse her zaman yapmanın maliyetinden yüksektir. Ayakta kalan alışkanlıklar, başlamayı zahmetsiz hâle getirecek şekilde tasarlanmış olanlardır.
8. Enerjiyi yönetin
Zaman sabittir, enerji değil. Verimli bir gün dokuz vasat saati değil, dört beş zirve saatini iyi kullanır.
Enerji yönetimi, iş türünü ritme karşı savaşmak yerine enerji seviyesine göre eşleştirme alışkanlığıdır. Zor ve yaratıcı işler zirve saatlere, çoğu insan için sabah sekiz ile on bir arasına. Toplantılar ve yüzeysel işler öğleden sonraki çukura. İdari işler ve yazışmalar ikincil zirveye, dörtle beş arasına. Akşam ise gerçek dinlenmeye, ekran kaydırmaya değil.
Başlamanın en basit yolu: bir hafta boyunca iki saatte bir enerjinizi beşli ölçekte puanlayın ve o sırada ne yaptığınızı not edin. Cuma günü kişisel enerji haritanız kendiliğinden ortaya çıkar. Sonrasında planı haritaya göre kurun, aksine değil.
9. Haftalık gözden geçirme
Haftalık gözden geçirme, genellikle cuma ya da pazar günü yapılan yirmi otuz dakikalık bir oturumdur. Görev listenizi, takviminizi, notlarınızı ve gelen kutunuzu tararsınız; açık kalanları bitirir ya da bir sonraki haftaya taşırsınız; gelecek haftanın önceliklerini seçersiniz.
Bu, sistemin kilit taşıdır. Haftalık gözden geçirme olmadan diğer alışkanlıklar savrulur: liste şişer, öncelikler bayatlar, takvim blokları gerçek hedeflerden kopar. Gözden geçirme varsa sistem her yedi günde bir kendini düzeltir.
Bu listeden yalnızca bir şey uygulayacaksanız bunu uygulayın. Üç ay boyunca düzenli haftalık gözden geçirme yapan insanlar, bunun benimsedikleri en değerli alışkanlık olduğunu söylüyor; herhangi bir uygulamadan, yöntemden ya da eğitimden daha değerli.
10. Dijital sadeleşme
Telefonunuz sizi bölmek üzere tasarlandı. Alışkanlık, onu tersine tasarlamaktır. Üç adımda:
- İnsandan gelmeyen tüm bildirimleri kapatın. Uygulamalardan gelen rozet, banner, ses ve titreşim yok. İnsanlar size ulaşabilir, algoritmalar ulaşamaz.
- Uygulamaları ana ekrandan kaldırın. Sosyal medya, haber ve alışveriş uygulamaları en az bir arama uzağınızda olsun. Sürtünme, öz denetimin en ucuz biçimidir.
- Günde bir iki saat telefonsuz kalın. Zirve çalışma bloğunuz boyunca ve uyandıktan sonraki ilk yarım saatte telefon çekmecede kalsın.
Amaç münzevi bir hayat değil. Amaç, dikkati varsayılan olarak toplanan bir hammadde olmaktan çıkarıp bilinçli harcadığınız bir kaynağa dönüştürmek. İmrendiğiniz üretken insanlar telefonları konusunda sizden daha disiplinli değil; telefonları daha az saldırgan.
Alışkanlığı nasıl kalıcı hâle getirirsiniz
On alışkanlık aynı anda kurulamaz. Uygulanabilir yol şu.
Tek bir alışkanlık seçin. Yarını akşamdan planlamakla başlayın. Küçüktür, temeldir ve sonraki her alışkanlığı kolaylaştırır.
Somutlaştırın. Akşamları plan yapacağım değil, on yediyi elli beş geçe, bilgisayarı kapatmadan önce yarının üç önceliğini yazacağım. Belirli saat, belirli tetikleyici, belirli eylem.
Var olan bir alışkanlığın üstüne bindirin. Bilgisayarı kapattıktan sonra yarının üç önceliğini yazarım. Eski alışkanlık işaret, yeni alışkanlık ona takılan vagondur.
Görünür biçimde takip edin. Kâğıda atılan bir çarpı, gösterişli bir uygulamadan daha iyi iş görür; SetTasks gibi bir görev yöneticisi kullanıyorsanız aynı işi orada da yapabilirsiniz. Önemli olan veri değil, zincirin görünür olması.
İki kez üst üste atlamayın. Bir gün atlamak veridir, iki gün atlamak örüntüdür. Kural mükemmellik değil, hızlı toparlanmadır.
Sonrakini ancak ilki otomatikleşince ekleyin. Otomatik demek, en az iki hafta boyunca düşünmeden yapmak demek. Çoğu insan ilk hafta üç alışkanlığa birden başlar ve üçüncü hafta üçünü birden kaybeder.
Verimlilik alışkanlıkları bir kişilik özelliği değil, parça parça kurduğunuz bir düzendir. Küçük başlayın, atladığınız günü büyütmeyin ve birikmenin işini yapmasına izin verin.
Sık sorulan sorular
Bir alışkanlık ne kadar sürede yerleşir?
Sık tekrarlanan yirmi bir gün rakamı bir efsane. University College London araştırmasında ortalama altmış altı gün çıkıyor ve aralık on sekiz günden iki yüz elli dört güne kadar uzuyor. Davranış ne kadar karmaşıksa süre o kadar uzar. Akşamdan plan yapmak gibi basit alışkanlıklar iki üç haftada oturur; zaman bloklama gibi karmaşık olanlar iki üç ay ister.
Aynı anda kaç alışkanlığa başlayabilirim?
Bir tanesine. Çok küçüklerse en fazla ikisine. Her yeni alışkanlık otomatikleşene kadar dikkat ve irade tüketir; aynı anda beş şeyi birden değiştirmeye çalışmak, hiçbirini değiştirmemenin en güvenilir yoludur. Önce bir alışkanlığı iki hafta boyunca düşünmeden yapar hâle gelin, sonra ikincisini ekleyin. Sıra beklemek yavaş görünür ama toplamda çok daha hızlıdır.
Bir gün atlarsam ne olur?
Bir gün atlamak ölçülebilir bir zarar vermiyor; asıl risk üst üste iki gün atlamakta, bu da alışkanlığı tamamen bırakma ihtimalini kabaca iki katına çıkarıyor. Pratik kural şu: asla iki kez üst üste atlamayın. Ertesi gün küçültülmüş bir sürümle de olsa devam edin ve kaçırdığınız günü telafi etmeye çalışmayın; telafi çabası genelde ikinci bir aksamayla biter.
Günün hangi saatinde yaptığım önemli mi?
Sandığımızdan daha önemli. Çoğu insanın günde iki üç saatlik belirgin bir zirve dönemi var; aynı iş bu aralıkta iki kat hızlı ilerleyebiliyor. Zor işi bu saatlere yerleştirin, toplantı ve idari işleri çukura bırakın. Alışkanlığın kendisi için de aynı şey geçerli: her gün aynı saatte tekrarlanan bir davranış, saati değişen bir davranıştan çok daha hızlı otomatikleşir.
Alışkanlıkları bir uygulamada takip etmeli miyim?
Şart değil, ama ilk haftalarda yardımcı olur: ilerleme görünür hâle gelir ve atlamanın küçük bir bedeli oluşur. Tuzak, alışkanlıktan önce aracı seçmek. Önce alışkanlığı belirleyin, iki hafta kâğıt üzerinde takip edin, gerçekten ek yapıya ihtiyaç duyarsanız bir görev yöneticisine geçin. Davranış otomatikleştikten sonra takibi bırakmanın gözlenebilir bir etkisi olmuyor.
SetTasks’i ilk deneyenlerden ol
Adını ve e-posta adresini bırak — erken erişim açılır açılmaz sana yazacağız.
Listedesiniz
Teşekkürler. Erken erişim açıldığında size e-posta göndereceğiz.