Zaman yönetimi teknikleri birbirinin yerine geçmez. Her biri farklı bir sorunu çözer: dikkat dağınıklığı, önceliklendirme, erteleme, sürekli bağlam değiştirme. Durumunuza uymayan bir tekniği seçtiğinizde bu bir başarısızlık gibi hissettirir; oysa çoğu zaman sadece uyumsuzluktur.
Aşağıda en çok işe yarayan on yöntem var. Her biri için hangi sorunu çözdüğünü, nasıl uygulandığını ve kime uygun olduğunu yazdım. Amaç onunu birden denemek değil, size uyan bir ya da ikisini bulup bunları tek bir sisteme dönüştürmek.
Zaman yönetimi neden önemli
Zaman, elinizdeki tek yenilenemez kaynaktır. Daha fazla para kazanabilir, yeni beceriler edinebilir, yeni ilişkiler kurabilirsiniz; ama daha fazla saat üretemezsiniz. Buna rağmen çoğu insan takvimini gelen kutusundan daha az titizlikle yönetir.
İyi bir zaman yönetimi sistemi üç şey yapar. Öncelikleri açık hale getirir, böylece neyi ertelediğinizi tahmin etmek yerine bilirsiniz. Odaklanmış dikkati kesintiden korur, çünkü asıl kıt kaynak saat değil, bölünmemiş dikkattir. Son olarak bir geri bildirim döngüsü kurar: zamanın gerçekte nereye gittiğini, gittiğini sandığınız yerle karşılaştırabilirsiniz. Bu üçü olmadan gün, en yüksek sesle bağıran işin peşinde geçer.
Aşağıdaki tekniklerin hiçbiri felsefe değil. Hepsi bu hafta deneyebileceğiniz somut yöntemler ve hiçbiri özel bir araç gerektirmiyor; bir defter ya da herhangi bir görev yöneticisi yeterli.
1. Pomodoro Tekniği
Çözdüğü sorun: başlayamamak.
Francesco Cirillo’nun 1980’lerin sonunda geliştirdiği yöntem, işi 25 dakikalık odak aralıklarına böler. Her aralığın ardından 5 dakika ara verirsiniz; dört aralıktan sonra ara 15-30 dakikaya uzar. Adı, Cirillo’nun üniversitede kullandığı domates şeklindeki mutfak zamanlayıcısından geliyor.
Yöntemin gücü taahhüdün küçüklüğünde. Sadece 25 dakika sözü, büyük ve sınırları belirsiz bir işin yarattığı direnci aşar. İkinci faydası ölçüm: bir hafta sonra her iş türünün kaç aralık sürdüğünü bilir, tahminleriniz gerçeğe yaklaşır.
Kime uygun: erteleyenler, uzun süre odaklanmakta zorlananlar, yazma ve kodlama gibi derin dikkat isteyen işleri olanlar. Günü toplantılarla parçalanan kişiler için uygulaması zordur.
2. Zaman Bloklama (Time Blocking)
Çözdüğü sorun: gün kendiliğinden küçük işlerle dolar.
Düz bir yapılacaklar listesi yerine takvim kurarsınız: her anlamlı iş parçası takvimde somut bir aralık alır, kendinizle yaptığınız bir toplantı gibi. Takvimde yeri olmayan iş yapılmaz, süresiz ertelenir.
09:00-11:00 Derin çalışma: müşteri teklifi
11:00-11:30 E-posta
11:30-12:30 İç toplantılar
13:30-15:00 Derin çalışma: teklifin devamı
15:00-16:00 Kod incelemesi
16:00-16:30 Günü kapatma ve yarının planı
Kritik kural: tahmin ettiğinizden yaklaşık yüzde elli fazla yer ayırın. Tıka basa dolu bir takvim ilk acil işte dağılır ve size yöntemin işe yaramadığı hissini bırakır. Her yarım güne en az bir tampon blok koyun.
Kime uygun: takvimi tepkisel işlerle dolan bilgi çalışanları, yöneticiler, gününün nereye gittiğini bilmeyenler.
3. Eisenhower Matrisi
Çözdüğü sorun: acil olan, önemli olanı yiyor.
Görevleri iki ölçüte göre ayırırsınız: acil mi, önemli mi. Ortaya dört kare çıkar. Hem acil hem önemli olan bugün yapılır. Önemli ama acil olmayan takvime yazılır. Acil ama önemsiz olan devredilir ya da gün içinde tek bir aralığa toplanır. Ne acil ne önemli olan silinir.
Yöntemin değeri sıralamanın kendisinde değil, ikinci kareyle ne yaptığınızda. Önemli ama acil olmayan işlere düzenli yatırım yapmak, zamanla kriz sayısını azaltan tek şeydir. Zor kısım dördüncü karedir: çoğu insan silmeye direnir ve orada bir mezarlık birikir. Bir iş iki haftadır orada duruyorsa silin.
Kime uygun: gün boyu yangın söndürdüğünü ama hiçbir şeyin ilerlemediğini hissedenler.
4. Getting Things Done (GTD)
Çözdüğü sorun: akılda tutulan çok fazla taahhüt.
David Allen’ın 2001 tarihli kitabıyla tanıttığı GTD, bir teknikten çok eksiksiz bir sistemdir. Temel fikri şu: zihin fikir üretmek içindir, fikirleri saklamak için değil. Dikkatinizi çeken her şey, güvendiğiniz bir dış sistemde durmalıdır.
Beş adımdan oluşur. Her şeyi tek bir gelen kutusuna toplarsınız. Her maddeyi somut bir sonraki adıma çevirirsiniz. Listeleri bağlama göre düzenlersiniz. Haftalık gözden geçirmeyle sistemi güncel tutarsınız. Ve doğru listeden, doğru zamanda çalışırsınız.
Listedeki en ağır sistem budur. Kurulum maliyeti gerçektir ve haftalık gözden geçirme pazarlık konusu değildir; onu yapmazsanız sistem birkaç haftada çöker. Buna karşılık yüzlerce eş zamanlı taahhüde ölçeklenen tek yöntemdir.
Kime uygun: paralel proje sayısı yüksek olanlar; yöneticiler, kurucular, danışmanlar.
5. Kurbağayı Yut (Eat the Frog)
Çözdüğü sorun: hoşlanılmayan iş bütün gün ertelenir.
Brian Tracy’nin Mark Twain’e atfedilen bir sözden türettiği yöntem basit: güne listedeki en zor, genellikle en tatsız işle başlarsınız. E-postadan önce, toplantılardan önce, başka hiçbir şeye dokunmadan.
İşe yaramasının nedeni irade gücünün tükenen bir kaynak olması. Saat on altıda zor iş için gereken rezerv kalmaz, o iş ne kadar iyi planlanmış olursa olsun. Kurbağa akşama kalırsa yarına kalır, yarın da bir sonraki güne.
Tuzağı da var: bu bir günlük tek görev tekniğidir, tam bir sistem değil. Günün geri kalanı için başka bir yöntemle eşleştirin.
Kime uygun: listesinde üç gündür aşağı doğru kayan bir iş olan herkes.
6. Pareto İlkesi (80/20)
Çözdüğü sorun: değeri eşit olmayan işlere eşit dağıtılan çaba.
İtalyan iktisatçı Vilfredo Pareto’nun adını taşıyan gözlem şudur: sonuçların yaklaşık yüzde sekseni, nedenlerin yüzde yirmisinden gelir. Zaman yönetiminde bu, sonuçlarınızın çoğunun işlerinizin küçük bir bölümünden çıktığı anlamına gelir.
Bu günlük bir teknik değil, düzenli aralıklarla kullanılan bir düzenleme merceğidir. Ayda bir geriye bakın ve üç soruyu sorun: bu ayki toplantıların hangileri bir projeyi gerçekten ilerletti, tamamladığım işlerin hangileri somut bir sonuç üretti, zamanımı nerede neredeyse hiçbir şey üretmeyen işlere harcıyorum.
Rahatsız edici sonuç, kalan işlerin azaltılmayı, devredilmeyi ya da toplu halde yapılmayı hak etmesidir; direnç tam da orada başlar. Oranın kendisi yaklaşıktır, kelimesi kelimesine değil. Yüzdeleri ölçmeye değil, gözden geçirmenin gösterdiği şeye göre hareket etmeye odaklanın.
Kime uygun: işini büyük ölçüde kendi seçenler; girişimciler, serbest çalışanlar, takvimi yıllar içinde düşük değerli taahhütlerle dolmuş profesyoneller.
7. ABCDE Önceliklendirme
Çözdüğü sorun: günlük listede net bir sıra yok.
Yine Brian Tracy’den gelen bu yöntemde her göreve sonuçlarına göre bir harf verirsiniz. A, yapılmazsa ciddi sonuç doğuran iştir. B, hafif sonuçları olan iş. C, yapılsa iyi olur ama hiçbir sonucu yok. D devredilir, E elenir. Aynı harf içinde A1, A2, A3 diye numaralandırırsınız.
Bozulmaz kural şu: bütün A’lar bitmeden hiçbir B’ye başlanmaz. Bütün işi yapan soru ise şu: bunu hiç yapmazsam ne olur?
Asıl disiplin D ve E’dedir. Çoğu insan C’de durur. Hiçbir şey devredilmiyor ve elenmiyorsa yaptığınız şey önceliklendirme değil, yeniden etiketlemedir.
Kime uygun: uzun ve dağınık bir listeye beş dakikada sıra getirmesi gerekenler.
8. İki Dakika Kuralı
Çözdüğü sorun: küçük işlerin birikmesi.
GTD’den çıkma ama tek başına da kullanışlı bir kural: bir iş iki dakikadan kısa sürüyorsa, listeye yazmak yerine hemen yapın. Küçük bir işi kaydetmenin, önceliklendirmenin ve üç kez yeniden okumanın maliyeti, çoğu zaman onu yapmanın maliyetinden yüksektir. Hızlı bir e-posta yanıtı, bir belgeyi arşivlemek, bir formu imzalamak bu kapsama girer.
Tehlike, kuralın odaklanmış çalışmanın ortasında uygulanmasıdır. Arka arkaya gelen iki dakikalık işler bir saati kolayca yer. Kuralı işleme aralıklarında kullanın: gelen kutusunu boşaltırken ya da günü kapatırken, derin çalışma sırasında değil.
Kime uygun: listesinde bir haftadır duran iki dakikalık işler biriktiren herkes.
9. Timeboxing
Çözdüğü sorun: işler kendilerine verilen zaman kadar uzar.
Zaman bloklamanın yakın akrabası. Bloklama işi takvime yerleştirir, timeboxing ise ona üst sınır koyar: bir işe en fazla ne kadar süre vereceğinize önceden karar verir ve süre bittiğinde iş tamamlanmamış olsa bile durursunuz.
Doğal bir bitiş noktası olmayan işler için birebirdir: tek sayfalık bir not yazmak, sunum hazırlamak, taslak gözden geçirmek. Parkinson yasasının ve mükemmeliyetçiliğin doğrudan panzehiridir. Düşük riskli bir işte otuz dakikada çıkan yeterince iyi bir sürüm, üç saatte çıkan kusursuz sürümü yener.
Sınırı da var: kalitenin hızdan gerçekten önemli olduğu işlerde kullanmayın. Cerrah ameliyata süre kutusu koymaz. Tekniği işin taşıdığı riske göre seçin.
Kime uygun: mükemmeliyetçiler, aynı e-postayı dört kez yazanlar.
10. Gün Temalandırma (Day Theming)
Çözdüğü sorun: iş türleri arasında geçiş maliyeti.
Twitter’ın kurucusu Jack Dorsey ile yaygınlaşan yöntemde haftanın her günü tek bir iş türüne ya da projeye ayrılır. Örneğin pazartesi planlama ve toplantılar, salı ile çarşamba derin çalışma, perşembe müşteriler, cuma idari işler ve gözden geçirme.
Bağlam değiştirmenin gerçek bir dikkat maliyeti vardır ve sık olduğunda üretken zamanın belirgin bir bölümünü götürür. İşleri günlere göre gruplamak bu maliyeti ciddi biçimde azaltır; toplantılar sadece toplantı gününde, derin çalışma sadece derin çalışma gününde olur.
Yöntem takviminiz üzerinde ciddi kontrol ister. Tepkisel işi çok olan bir roldeyseniz ya çalışma arkadaşlarınızla pazarlık edeceksiniz ya da yarım gün temalarına razı olacaksınız: sabahlar derin çalışma, öğleden sonralar toplantı.
Kime uygun: kendi takvimini yöneten kurucular, serbest çalışanlar, kıdemli uzmanlar.
Size uygun tekniği nasıl seçersiniz
En sık yapılan hata onunu birden benimsemeye çalışmak. Şu anda sizi tam olarak neyin engellediğine bakın ve tek bir yerden başlayın.
Başlamakta zorlanıyorsanız Pomodoro ve kurbağayı yut. İkisi de başlama eşiğini düşürür: biri taahhüdü küçültür, diğeri erteleme seçeneğini ortadan kaldırır.
Yük altında eziliyorsanız GTD ve Eisenhower matrisi. İkisi de taahhütleri kafanızdan çıkarıp bir sisteme koyar, böylece her şeyi aynı anda hatırlamak zorunda kalmazsınız.
Gününüz toplantılarda ve tepkisel işlerde eriyorsa zaman bloklama ve gün temalandırma. İkisi de takvimde asıl işe alan açar ve o alanı savunur.
Neyin önemli olduğunu ayırt edemiyorsanız Eisenhower matrisi, ABCDE ve Pareto ilkesi. Üçü de sizi sıralama yapmaya zorlar.
Küçük idari işlerden oluşan uzun bir kuyruğunuz varsa iki dakika kuralı yeterli. Tek bir iş bütün zamanı yiyip bitiriyorsa timeboxing.
Çoğu bilgi çalışanı için iyi bir başlangıç bileşimi şudur: toplama ve düzenleme için GTD, uygulama için zaman bloklama, gelen kutusu için iki dakika kuralı, haftalık önceliklendirme için Eisenhower ya da ABCDE. Bu dört teknik birlikte tek bir sistem oluşturur ve sorunun büyük bölümünü kapsar. Hangi görev yöneticisini kullandığınız, SetTasks ya da başka bir araç, bu sistemin yanında ikincil kalır.
Seçtiğiniz tekniğe iki hafta verin, sonra karar verin. Zaman yönetiminde başarısızlıkların çoğu yanlış yöntem seçmekten değil, yöntemi çok sık değiştirmekten gelir.
Hepsinin altında da aynı üç fikir yatıyor. Kararlar önceden alınır, çünkü uygulama anında alınan karar yorgun karardır ve hep kolay olanı seçer. Sınırlar netlik üretir, çünkü her sınır seçim yapmaya zorlar. Ve düzenli gözden geçirilmeyen bir sistem birkaç hafta içinde bozulur.
Bütün listeden tek bir şey aklınızda kalacaksa o da şu olsun: daha fazla zamana değil, son anda alınan daha az karara ihtiyacınız var.
SetTasks’i ilk deneyenlerden ol
Adını ve e-posta adresini bırak — erken erişim açılır açılmaz sana yazacağız.
Listedesiniz
Teşekkürler. Erken erişim açıldığında size e-posta göndereceğiz.